top of page

Yazılarım

Yazı: Görüntü
Ara

MÜ’MİNLER ÜÇ SINIFA AYRILMIŞLARDIR

  • Yazarın fotoğrafı: Hüsnü Yılmaz
    Hüsnü Yılmaz
  • 25 Eyl 2021
  • 4 dakikada okunur

(İslam’da çok önemli, temel bir İTİKAD meselesi)


Hz. Allah, Kur’an’ı kerim HAŞR suresinin 8, 9 ve 10. âyet’i kerîmelerinde Mü’minleri, üç sınıfa ayırıyor. Böylece “Mü’minin” diyen her şahsın, mutlaka bu üç sınıf’tan birine mensup olması gerektiğine işaret ediliyor. Şimdi, bu son derece önemli meseleyi, üç âyet’i kerimenin tefsir ve açıklamalarından anlamaya çalışalım:



Birinci sınıf: (ayet 8) “(İmrenin) o muhâcirlere ki, yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. Allah’dan sadece lütuf ve rızâsını ararlar. Allaha ve peygamberine hizmet ederler. İşte bunlar, sâdıkların tâ kendileridir” (Haşr suresi sh548)


İkinci sınıf: (ayet 9) “Ve o (Ensar olan) kimseler ki, onlardan (yani muhâcirlerden) önce, yurdu (Medine’yi) hazırlayıp îman edinmişlerdir, kendilerine hicret edip gelenleri severler. Onlara verilen (ganimet)den dolayı nefs’lerinde bir kıskançlık duymazlar. Velev ki, kendilerinde fakr’u ihtiyaç olsa bile, onları kendi nefs’lerine tercih ederler. Ve her kim, nefsinin cimriliğinden korunursa işte kurtuluşa ermiş olanlar onlardır”




Üçüncü sınıf: (ayet 10) Ve o kimseler ki, Bunlardan (muhâcirlerle Ensârdan) sonra gelenlerdir. Derler ki: “Ey Rabbimiz Bizi bağışla. İmanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi de bağışla. Ve bizim kalplerimizde iman etmiş olanlara karşı bir kin bulundurma. Ey Rabbimiz, şüphe yok ki sen, çok şefkatli, çok merhametlisin” (Haşr suresi sh-548)


(Türk milletinin iftihar vesilesi eski İstanbul müftüsü ve Diyanet Reisi Ömer Nasûhi Bilmen hazretlerinin kaleminden bu ayeti Kerimelerin açıklaması şöyle):


“Görülüyor ki, bu âyet’i kerimede mü’minler üç sınıfa ayrılmışlardır. (yani mü’min için dördüncü bir sınıf yoktur)


1.sınıf: (Mekke’den Medine’i Münevvere’ye hicret eden) O fakir muhâcirlerdir ki, Din uğrunda yurtlarından, mallarından çıkarılmış, Onlar, Allah Taâla’nın fazlını, rızâsını aramakta bulunmuş, Allah Taâla’nın Resulüne yardım etmişler, yani; Din’i islâm’a hizmet edip durmuşlardır. İşte en sâdık olan o zât’lardır. (Ashab’ı kiram Hakkında Müslümanların nezih itikatları -Ömer Nasuhi Bilmen sh-32).


2.sınıf: İslâm yurdunu, muhâcirlerin ilticâ edecekleri Medine’i Münevvere’yi islâm için ilk önce hazırlamış, Muhâcirlere muhabbet beslemiş ve muhâcirlere verilen bir kısım ganimet mallarından vesâireden dolayı sinelerinde bir kıskançlık duymamış ve kendilerinin ihtiyaçları olsa bile muhâcirleri kendi nefs’lerine tercih etmiş olan âl’i cenâp Ensâr’ı kirâmdır.


3.Sınıf da: Bunlardan sonra vücuda gelmiş olan sâir iman ehlidir. Ki bunlar şöyle duâ ederler:


“Yâ Rabbi!.. Bizlere ve bizden evvel iman etmiş olan kardeşlerimize mağfiret buyur. Sana iman etmiş olanlara karşı kalplerimizde bir kin, bir kızgınlık bulundurma. Ey bizim Rabbimiz! Şüphe yok ki sen Rauf’sun, Rahim’sin”


İşte görülüyor ki, Allah Taâla hazretleri bu üç sınıf Müslümanları, bu üç âyet’i kerimesinde med’hu senâ makamında zikrediyor. Ve yine görülüyor ki, bu üç sınıftan her biri İslâm Dini’ne hâdim, birbiri hakkında hayır duada bulunmaktadır. Bunların kalpleri saf, Din kardeşliği sevgisi ile dolu. Kin’den, hasetten, hıyânetten ve düşmanlık duygularından uzaktır.


Bâhusus bunların üçüncü sınıfı, o Muhacir ve Ensar’ı Kiram’dan sonra dünyaya gelmiş olanlar (ve kıyâmete kadar gelecek) olan Müslümanlar, Allah Taâla’nın Rauf, Rahim isimlerine ilticâ ederek o ilk’ler(e, Muhacir ve Ensar’a dua etmekte) ve bütün mü’minler hakkında Allah’dan mağfiret niyaz etmektedirler. İşte hakiki mü’minlerin şiârı, alâmeti budur.. Artık hiç câiz olur mu ki, şimdiki bir Müslüman, kendilerinden asırlarca evvel gelip geçmiş, İslam’a kendini adamış Din kardeşlerini hayr ile yâd etmesin de, onların haklarında su-i zanna kapılarak “uydurma bir takım söylentilerle” yanlış hükümler vermeye kalksın. Rahmet’i Rahmân’a kavuşmuş olan (ya da ilk’lerden olan) o muhterem Mü’min kardeşlerimize karşı kalplerinde kin tutabilsin, dilleri onlara düşmanca sözler söyleyebilsin.. Bu hiç münasip olur mu?.. Artık Kur’an’ı Azimuş’şân’ın, bu babtaki irşâdlarından istifadeye çalışmak, bizler için mutlak zaruret değil midir?..



(Ganimetten Hisse bile alamazlar)


“Es’Sirâcul’münir” tefsiri şerifinde yazıldığı üzere, bu âyet’i celile, Sahâbe’i Kirâm’a hürmet ve muhabbetin vâcip olduğu hakkında bir delildir. Çünkü Sahâbeden sonra gelenlere FEY’den (ganimetten) hisse verilmesi, onların Sahâbe’i kirâma muhabbet ve dostluk üzere devam etmelerine ve onların haklarında istiğfarda bulunarak düşmanlıktan uzak bulunmalarına bağlı bulunmuştur. Binaenaleyh, herkim sahâbe’i kirâma veya onlardan birine buğz ederse veya onların haklarında şer itikadında bulunursa, onun Mü’minlerin nasibi olan ganimetten hissesi olamaz” (Ashab’ı kiram Hakkında Müslümanların nezih itikatları -Ömer Nasuhi Bilmen sh-32).


İmam Mâlik hazretleri de: “Her kim Resulüllah’ın Ashâbından birine buğz eder veya onlara karşı kalbinde kin beslerse onun Müslümanlara âit olan FEY’de hakkı yoktur” buyurmuş ve


âyeti kerimesini okumuştur.


(Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri şöyle devam ediyor)


“Irak ahâlisinden bir takım kimseler, Hz. Hüseyin’in torunu Muhammed bin Ali’nin ziyaretine gitmişti. O esnada, Ebubekir, Ömer ve Osman (radiyallahu anhum) hazerâtı hakkında fenâ lakırdılar söylemeğe cür’et göstermişler. Muhammed hazretleri, onlara şöyle demiştir:


-Siz ilk muhâcirlerden misiniz?.


-Değiliz, demişler.


-Öyle ise İslâm’ın ilk yurdunu hazırlayan, islâm’ı takviye eden Ensâr’dan mısınız? Demiş.


-Değiliz, demişler.


Bunun üzerine Muhammed bin Ali hazretleri:


-Şu iki sınıftan olmadığınızı siz itiraf ettiniz.. Ben de şehâdet ederim ki, siz, üçüncü sınıftan da değilsiniz.. Evet siz, haklarında cenâb’ı Hakkın:



Ve o kimseler ki, muhâcirlerle Ensâr’dan sonra gelmişlerdir. Derler ki: “Ey Rabbimiz Bizi ve imanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Ve bizim kalplerimizde onlar ve iman etmiş olanlar için bir kin bulundurma...” Buyurmuş olduğu üçüncü sınıftan da değilsiniz, kalkınız yanımdan, Allah Taâla size yapacağını yapmıştır” diyerek kendilerini susturmuş ve uzaklaştırmıştır. (Es’siracul’münir-c:4 sh-250)


Ashâb’ı kirâmın karşılıklı saygı ve sevgilerine ve birbirinin kadr’u kıymetini ne kadar Aziz tuttuklarına dâir yüzlerce örnek vardır”.. (Ashab’ı kiram-Ömer Nasuhi Bilmen sh-34).


Buradan istifade edilen hüküm: İslâm’da “Sâbikun’i Evvelun” den olan Ashâb’ı Kiram’a ve her devirde Varis’i Resul hazeratının maiyyetindeki islâmî hizmetlerin ilk ve zor anlarında hizmet etmiş olan “İLK”lere sevgi ve muhabbet beslemenin ve onlara dua etmenin zarureti anlaşılmış olur.

-son-

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
ABDEST ALMANIN BÜYÜK KAZANCI

“Dökülür bedenden cümle günahlar, Namaz için abdest aldığın zaman.. İki melek, yanında durur, Sabah namazını kıldığın zaman” Bir Hadis-i...

 
 
 

Comments


Yazı: Blog2_Post

(+90) 216 461 9235

Lokmanhekim Cad. Ümraniye/ İSTANBUL

  • YouTube

©2021, Tüm Hakları Saklıdır.

bottom of page